Yirmiye Bir Kala - Bölüm 1

    

    Cumhuriyetin kurulmasından günümüze kadar olan tarihini ele aldığımızda inişli çıkışlı birçok süreç geçmiştir. 10 yıllık süreçler olarak yaklaşık alındığında her 10 yılda bir mevcut iktidarın zıttı bir siyasi ideoloji uygulanmıştır. Özellikle 1960 itibari ile her 10 yılda bir gerçekleşen askeri darbe siyasi ve toplumsal ortamda derin etkiler bırakmıştır. Sürekli değişen ve kendinden önce yapılan programları sil baştan tasarlayan siyasal olgu altında ne idari ne de ekonomik istikrar sağlanamamıştır. Bugünkü iktidar sürecinde bile neredeyse böyle bir on yıllık süreçten söz edebiliriz. İlk 6 yıl yükseliş diğer 5 yıl duraklama ve sonra bunlara zıt politikalarla devam eden bir 8 yıl.Ülke yönetimde önemli olan, genele yayılacak şekilde istikrar sağlayan anlayışın ve politikaların izlenerek devamlılığının sağlanmasıdır. Bunu sağlarken de sadece ekonomik düzen değil aynı zamanda siyaset,eğitim,hukuk vb. alanlara da destek verilmesi elzemdir.Ancak bu sayede ülkedeki ekonomik düzen artar, üretim güçlenir ve gelir eşitsizliği azalır. Aksi takdirde Türkiye’nin siyasi tarihinden de görüleceği gibi istikrarsız politikalar ile belirli alanlarda yapılan aşırı teşvik (veya teşviksizlikler) ve düzensiz yatırımlar meydana gelmektedir. Bu yazı dizisinde hedef 20.yılına yaklaşan bir iktidarın izlediği politikalarda gözüme çarpan noktaların incelemesi şeklinde olacak. Bu sebeple yıllıklandırılmış detaylı bir analiz yer almayacaktır.

    Bu süreci incelemeden önce bugünlere hazırlık yapan ortamın da incelenmesi gerekmektedir. Günümüzde derinleşmiş olan problemlerin bazıları 2002 öncesinde şimdiden daha seyreltik şekilde de olsa vardı. Bu sebeple 1990’lı yılları incelemek gerekir ancak 1990’lı yıllar diğer yıllara bakıldığında kendi başına ayrı bir yıl değil daha çok 1980’ler ve öncesinin kaotik dönemi ile 2000 milenyum dönemini birbirine bağlayarak tampon görevi gören bir on yıllık süreci içerdiğinden 1980’lerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 1980’lerin başında enflasyon, negatif büyüme (daralma), döviz darboğazı gibi iktisadi sorunlar ile IMF,Dünya Bankası ve OECD gibi kuruluşların baskıları etkinlik göstermiştir. Tıkanan ithal ikameci modeli, temel fiyatların piyasa göstergeleri ile belirlenmesine yönelik bir adım ile değişikliğe gidilmiştir. Liberalizme geçiş ve serbest piyasa ekonomisinin uygulanması, dış dünya ile entegrasyonun artması, ihracata yönelik büyüme ve sanayileşme politikaları izlenmiştir. 

    24 Ocak kararları, 1980-1983 arası askeri rejim altında istikrar programı niteliğinde, 1984-1989 arası hükümet altında ekonomiyi serbestleştiren ve yapılandıran politikalar ile 1989 sonrası ise TL konvertibilitesi ve mali piyasaların liberalleştirilmesi, özelleştirme ve küreselleşme politikaları ile üç aşamada gerçekleşmiştir. Ekonomide istikrarın sağlanması için makro düzeyde kararlar alınması, özel sektörün verimliliğinin ve potansiyelinin artırılması, kontrollü ve sağlıklı ekonomik büyüme modeli, enflasyonun kontrollü politikalarla düşürülmesi, kamu sektörünün finansman açığının ortadan kaldırılması ve Merkez Bankası'ndan borçlanmasının yakından izlenmesi, atıl kapasitedeki işletmelerin tam kapasiteye çıkarılması, ihracat hacminin artırılması, döviz kuru ve faiz politikalarının revize edilmesi, özel yabancı sermaye teşvikleri, reel devalüasyonlar yoluyla işletilen bir kambiyo politikası, ithalatın serbestleştirilmesi, fiyat kontrollerini ve temel malların çoğundaki sübvansiyonların kaldırılması ve iç talebin daraltılmasına dönük politikaları 24 Ocak kararlarının ana maddeleri şeklinde sıralanabilir. 24 Ocak kararlarının sonuçlarına bakıldığı zaman düzeltilmek istenen yapısal ekonomik problemler kaldırılamamıştır. Kamu kesimi ödemeler dengesini sağlayamamış; giderlerin artışı bu dengede bozulmuştur. Artan giderleri finanse etmek için yapılan borçlanma oranını artırmak için faiz oranlarında bozulmaya sebebiyet vermiştir. Böylelikle borç anapara ve faizin de etkisiyle transfer harcamaları artmıştır. Tarım sektöründe taban fiyatların uygulanması ve sübvansiyonların kaldırılması gelir dağılımında tarım kesiminin payını küçültmüştür. Dış ticaret hacmi, ihracatın artırılmasına yönelik yapılan teşvikler, düşen emek maliyeti, döviz kuru politikaları (günlük kur takibi), iç talebin azaltılması gibi nedenlerle 1980-1988 arası %4.9 büyümüştür. Bu süreçte ücret mağdurlarının başında memurlar yer almaktadır. 1979’dan 1989’a kadarki süreçte ücretleri yarıdan fazlası azalmıştır. 1980’lerde liberal anlayış peşinden koşulması sendikaları etkisiz kılarak işlevlerini önemli ölçüde sekteye uğratmıştır. Sendikaların işlevsizleşmesinde sadece liberal anlayış değil aynı zamanda 12 Eylül darbesi ile gelen anlayış da etkili olmuştur. Birçok toplumsal olguyu etkilediği gibi işçi ve memur sendikalarını da etkilemiştir. ‘82 anayasası ve ‘83 yasaları sendikal faaliyetleri önemli ölçüde kısıtlamıştır.


Negatif başlayan 1980'lerin, 10 yıllık periyotta üretilen politikaları incelendiğinde içerisindeki tutarsızlıkları aşağıdaki grafikte de görülebilmektedir. Yıllar içerisinde enflasyon etkisi ile düzensiz bir büyüme grafiği izlemiştir. İşsizlik oranı ise etkinsiz politikalardan dolayı uzun vadede doğal seviyesine yaklaşarak artan bir trend göstermiştir.

Dış ticarette izlenen politikaların zaman içinde sıkıştığını yıllık bazda gösterilen grafikten anlaşılmaktadır.

Dolaylı vergilerin hacmi artarak doğrudan alınan gelir vergilerinden daha geniş yer edinmiştir. Bu durum orta ve düşük gelir gruplarının aldıkları gelirden vergiye giden kalemi artırmış ve fonksiyonel gelir dağılımının aleyhinde gelişmesine neden olmuştur. Kaldırılan sübvansiyonlar gözden geçirilmiş ve tarım ürünleri için daha yüksek bir taban fiyat belirlenerek ürün bedellerinin kısa sürede ödenmesine karar verilmiştir. 


Dolaylı&Dolaysız ve Toplam vergilerin GSYH’ye oranı 10 yıllık periyotta yıllıklandırılmıştır. Bu süreçte Dolaylı&Dolaysız vergilerin ileriye dönük yapılan analizinde çıkan sonuca göre zamanla vergi içerisindeki payları ile orantılı hissedilen etkinlikleri değişecektir. Vergi problemi yazının başında da değindim gibi mevcut iktidarın öncesinde sinyalleri veren bir durum olmasına rağmen derinleşmesi son 19 yıllık süreçte olmuştur. Bu konuyu ilerleyen bölümlerde tekrar ele alacağım.



*Veriler TCMB, OECD ve TÜİK'ten alınmıştır.

Comments

Popular posts from this blog

Yirmiye Bir Kala - Bölüm 3

Beyaz Gökyüzündeki Gri Bulutlar Ülkesi