2022 Dünya Eşitsizlik Raporu ve Türkiye

 

    Geçtiğimiz hafta başında, içerisinde Thomas Piketty'nin de olduğu bir grup araştırmacı 2022 Dünya Eşitsizlik Raporunu yayımladı. Bu yazıda amacım araştırmadaki satırbaşı notları ve Türkiye ile ilgili olan gözlemlerimi ve genel durumdaki yerini aktarmak olacaktır. Raporda sadece gelir ve servet eşitsizliği değil aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ekolojik eşitsizlikler de incelenmektedir. Raporda toplum gelirlerine göre (en fakir) Alt %50, Orta %40, Üst %10 ve (en zengin) Üst %1 olarak gruplandırılmıştır. Buna göre bu grupların nüfus içerisindeki payları aşağıdaki şekildedir.

Dünya genelinde Alt %50, küresel gelirin %8'ini; Orta %40 küresel gelirin %39'unu; Üst %10, küresel gelirin  %52'sini kazanıyor.

Küresel servet, küresel gelirden daha eşitsiz bir şekilde dağılmış durumdadır. Küresel nüfusun en yoksul yarısı neredeyse hiç servete sahip değil ve toplamın sadece %2'sine sahip. Buna karşılık, dünya nüfusunun en zengin %10'u tüm servetin %76'sına sahiptir.

Yukarıdaki grafikte de görüldüğü gibi yüzdelik dilimde üst seviyelere çıktıkça gelir yerini servete bırakmaktadır. Günümüzde de en çok tartışılan konulardan bir tanesi servetten sağlanan kazancın gelirden sağlanan kazançtan fazla olmasıdır. Bu da eşitsizlikleri artıran unsurların başında gelmektedir. Yıllara bağlı Gini Katsayına bakıldığında 2008 krizinin üst grupları etkilemesi eşitsizliği bir nebze azaltsa da halen önemli bir seviyede izlemektedir.

Zenginler azınlık olmalarına rağmen ellerindeki ekonomik güç aşırı yoğundur. Zengin ülkelerdeki orta sınıfı ve fakir ülkelerdeki yalnızca zenginleri oluşturan küresel olarak en tepedeki %10'un serveti, aslında dünya ortalamasından daha yavaş büyüyor, ancak en tepedeki %1 çok daha hızlı büyüyor. Üst %1'i küresel servet artışının %38'ini elinde tutarken, Alt %50'lik kesim %2'lik bir paya sahip oldu. Üst %0,1'in sahip olduğu servetin payı, %7'den %11'e yükseldi ve küresel milyarder serveti yükseldi.

Son yirmi yılda çoğu ülkede eşitsizlik artarken, ülkeler arasındaki küresel eşitsizlikler azaldı. Ülkelerin Üst %10'unun ortalama geliri ile Alt %50'nin ortalama gelirleri arasındaki fark, yaklaşık 50x'ten 40x'in biraz altına düştü. Aynı zamanda, ülkeler içinde eşitsizlikler önemli ölçüde arttı. Ülkelerdeki bireylerin en tepedeki %10 ile en alttaki %50'sinin ortalama gelirleri arasındaki fark, 8,5 kattan 15 kata çıktı.

Son 40 yılda ülkeler zenginleşti ancak bu zenginliğin çoğu özel sektör tabanlı. Dolayısıyla hükümetler ile özel sektör arası servet farkı giderek açılmaktadır. Zengin ülkelerde kamunun elindeki servetin payı sıfıra yakındır veya negatiftir, yani servetin tamamı özel sektördedir. Bu durum, hükümetlerin GSYİH'nın %10-20'si kadarını, esasen özel sektörden borç aldığı Covid kriziyle büyütüldü. Halihazırda düşük kamu serveti, devletlerin gelecekte eşitsizliğin üstesinden gelme kapasitelerinin yanı sıra iklim değişikliği gibi 21. yüzyılın temel zorlukları için önemli çıkarımlara sahiptir.

 Net kamu servetindeki düşüşün büyük ölçüde kamu borcundaki artıştan kaynaklandığını, kamu varlıklarının milli gelire oranlarının çoğu ülkede nispeten sabit kaldığı görülmektedir. Sıfır veya negatif kamu serveti değerlerinin etkin olduğu ülkelerde özel sektörün sahip olduğu varlıklar aracılığıyla ekonomide etkin rol oynadığı anlamına gelir. Yani ülke borcunu ödemek için tüm kamu varlıklarını satarsa, o ülkede sahip olunan her şey (yollar, okullar, vb.) özel kişilerin eline geçecektir. Vatandaşlar daha sonra özelleştirilmiş altyapıyı (yollar, okullar vb.) kullanmak için yeni özel sahiplerine kira ödemek zorunda kalacaklardı. Devlet borcu ne kadar yüksek olursa, borçluların devlet bütçeleri ve vergi politikaları üzerindeki etkisi o kadar büyük olur. Kamu sektörü potansiyel olarak sürekli artan miktarda borçla karşı karşıya kalabileceğinden, kamu servetindeki düşüşün net bir sınırı yoktur.

Vergilerin, özellikle doğrudan alınan gelir vergilerinin farklı gelir grupları arasındaki farkı dengelemesi kağıt üzerinde esas olsa da pratikteki durumu oldukça farklıdır. Yapılan hesaplara göre vergilerin eşitsizlikler üzerinde 1820-1910 arasında çok az, 1910-2020 arasında ise sınırlı bir etkisi var. 2020'deki küresel eşitsizlik seviyesinin 1880-1900 civarında gözlemlenen seviyeye yakın olduğu görülmektedir.

Yukarıdaki grafikte de görüldüğü gibi alt ve orta gruplar vergi içerisindeki payları artış gösterirken, üst yüzdelik dilime ait gruplar vergi paylarını yıllar içerisinde düşürmüştür. Bunun farklı sebepleri olabilir. Türkiye hakkında yazdığım yazılarda da belirttiğim gibi doğrudan gelir vergilerindeki azalışın etkisi veya en üst dilimde bulunan grupların kazançlarındaki en büyük kalemin gelirden ziyade servet etkisinin olması olabilir. Dolayısıyla gelir vergisinin bu gruplara etkisi daha az oluyor. Bir başka neden de üst gruplara uygulanan devam vergi indirimleri ve aflardır. Ülkemizde de sürekli olarak belli kesimlere uygulanan vergi muafiyeti toplanan vergi gelirini azaltarak hem hazineye zarara uğratıyor hem de  toplam vergi payları azalarak eşitsizliği artırıyor. Bu sebeple son dönemde servet vergisi zaman zaman gündeme gelmektedir. 1980'lerden bu yana küresel vergi politikasında en dikkat çekici gelişmelerden biri kurumlar vergisi oranlarındaki düşüş olmuştur. 1985 ile 2018 arasında, küresel kurumlar vergisi oranı %49'dan %24'e düşmüştür. Benzer eğilimi Türkiye için de hem 1980 dönemini hem de 1990 dönemi için görülmüştür. 2000 sonrası için de bu konunun daha da derinleşen bir problem olduğu yorumunda bulunmuştum.

Yazıda bir başka ilgi çekici nokta da Covid-19’un ekonomiye olan etkisi. Tüm dünyada resesyonist etki yapan Covid yapılan veri araştırmalarında en çok Avrupa’yı vurmuş gözüküyor. Grafik incelendiği zaman 2020’de Doğu Asya’da negatif resesyon olmaması da bir başka ilginç durum. Ayrıca Amerika ve Avrupa karşılaştırması yapıldığı zaman aşılama hızına ve teşviklere bağlı olarak Amerika’nın bu durumdan daha hızlı kurtulmasında ön ayak olduğunu da söyleyebiliriz.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği günümüzde daha önemli bir madde haline gelse de ilerleme halen çok yavaş. Genel olarak kadınların emek gelirlerinin toplam gelir içerisindeki payları, 1990'da %30'a yaklaşmış ve son 30 yılda seviyesi %35'in altında kalmıştır. Çoğu ülke, 1990'lardan bu yana kadınların ulusal işgücü gelirindeki payını artırdı. İstisnalar, Çin ve eski Doğu Bloku'nun bazı ülkeleri (Litvanya, Polonya, Rusya, Slovenya ve Slovakya) olup, burada kadın işgücü gelir payı uluslararası karşılaştırmalarda zaten yüksek bir seviyeden düşmüştür.

Küresel gelir ve servet eşitsizlikleri, ekolojik eşitsizliklere ve iklim değişikliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Kişi başına yılda 6,6 ton karbondioksit eşdeğeri salınmaktadır. Küresel anlamda Üst %10'luk emisyonların yaklaşık %50'sinden sorumluyken, Alt %50'lik kısım toplamın %12'sinden sorumlu.

Türkiye’nin hem Dünya'da hem de EM’de nerede olduğunu karşılaştıracak olursak,

Gelirden alınan payları Üst %10 ve Alt %50 olarak incelediğimizde, hem Üst %10 hem de alt %50 EM ve Dünya ortalamalarının arasında izlemektedir. Grafikte özellikle dikkat çeken nokta diğer yazılarımda da belirttiğim gibi mevcut hükümetin ilk dönemlerinde Alt %50’nin toplam gelir payının yıllar içerisinde ilk önce artması ancak değişen yönetim anlayışı vs gibi durumlar ile sonradan azalışa geçmesidir. 

Varlık paylarını Üst %10 ve Alt %50 olarak incelediğimizde, hem Üst %10 hem de alt %50 EM ve Dünya ortalamalarının arasında izlemektedir. Grafikte özellikle dikkat çeken nokta yine hükümetin ilk dönemlerinde Alt %50 grubun varlık payını ciddi oranda artırmasıdır. Ancak ilerleyen süreçte gelinen noktada sabit kalmış ve paylarında artış meydana gelmemiştir. Son birkaç yıllık süreci daha iyi anlamak için Orta %40 verisini incelemenin daha sağlıklı olacağını düşünerek yaklaşık bir Orta %40 akışı çıkardım. Mevcut ekonomi politikalarıyla dağıtılan ucuz krediler, özellikle Orta %40 gibi belli bir kesimi servet etkisi yaratacak enstrümanlara yönelterek kendi varlık payını artırmıştır.

Toplumsal cinsiyet eşitliği altında kadın işgücünün gelirdeki payları incelediği zaman sonuç maalesef ortalamaların çok çok altında. Hem EM hem de Dünya  ortalamalarını göre çok geriden takip ediyor.

İlgili eşitsizlik konularına ait veri seti hazırlamada ülkelerin verilerine ulaşmadaki şeffaflık seviyelerine göre oluşturulan endekste Türkiye birçok ülkenin gerisinde yer almaktadır.

Kaynak Veriler: 2022 Dünya Eşitsizlik Raporu

Comments

Popular posts from this blog

Yirmiye Bir Kala - Bölüm 3

Beyaz Gökyüzündeki Gri Bulutlar Ülkesi

Yirmiye Bir Kala - Bölüm 1