Enflasyon Gerçekten Söylendiği Şekilde Mi?
Türkiye akranlarından bağımsız farklı bir fenomen olmakta oldukça emin adımlarla ilerliyor. Alınan kararların, uygulanan politikaların incelenecek ve üzerine analiz yapılacak yanları oldukça kısıtlı bir hal aldı. Bu sebeple çok kısa vade yerine kısa-orta vadede analiz yapmak yine belirli araştırma çerçevesi içerisinde uyan incelemeler sunmaktadır. Bu analizimde aslında daha geniş kapsamlı çalıştığım araştırmanın ufak bir kısmına yer vereceğim. Enflasyon artık bambaşka boyutlarda gezmektedir. Şu anki alınan yamalı kararlar, sorunu çözmek yerine ileriye daha sorunlu bir miras bırakmak üzere uygulanmaktadır. Hakan Kara hocanın hesapladığı sefalet endeksinde (işsizlik+enflasyon) Arjantin’i çoktan geçtik. Her gün ifade edilen faiz enflasyon içeriklerine girmeden aslında iddia edilen içeriklerde ne nedir noktasını irdeleyeceğim. Enflasyonda ısrarla “salgın ve savaş kaynaklı her ülkede var” ifadesi ne kadar doğru biraz incelemek gerekir.
Cevdet Akçay hocanın yapmış olduğu bir analizi tekrar ele alarak hazırladığım incelemede Tablo-1 ve Tablo-2'ye bakılacak olursa; analiz genel çerçevede 2010:01 ile 2022:03 dönemini ele alınmıştır. İlk başta Tablo-1’de 2010:01 ile 2018:06 arasını aldım. Bu dönemi ilk dönem olarak incelememin sebebi TÜFE zaman serisini ayrıştırdığımda farklı fenomenlerin de işin içine girerek trendi gözle görülür şekilde bozması yaklaşık olarak 2018 3. çeyrek dönemi ile başlamaktadır. Olaysal olarak baktığımızda da Rahip Branson olayının olduğu döneme denk gelmektedir. Gerçekten de bu dönemden sonra toparlanma halen gözlenemedi. Yapılan analiz basit olarak ilgili değişkenin bir başka değişken tarafından açıklanma oranıdır. Burada açıklanacak olgu TÜFE olduğu için bunu açıklayacak bileşenler TÜFE, ÜFE, kur ve emtia endeksidir. Emtia endeksinin analize eklenmesinin sebebi TÜFE ile ilgili yapılan resmi açıklamaların birçoğunda temel kaynak olarak emtia krizi olduğu ifade edilmesidir. Buna göre 2010:01-2022:03 arasını gösteren genel bir emtia fiyat endeksi oluşturulmuştur. Tablo-1 kendi başına incelendiğinde TÜFE üzerinde ÜFE’nin, kurun ve emtianın etkileri oldukça az iken diğer taraftan payın büyük çoğu TÜFE’nin kendisine gitmektedir. Yani TÜFE, geçmiş değerlerinden (kendi gecikmeli değişkeni yani ataletinden) kaynaklı olarak büyük payı almaktadır. Enflasyon intertemporal bir değişken olduğu için, farklı hiçbir etken olmasa (TÜFE hariç diğer değişkenler sıfır olsa) bile geçmiş dönem enflasyon etkisini sürdürmeye devam edecektir. Tablo-2’de zamanı genişleterek 2010:01-2022:03 arasını yani güncel durumu baz aldım. Burada Tablo-1 ile karşılaştırmalı inceleme yapıldığı zaman enflasyon dinamikleri değişerek TÜFE’nin ataletinde belirli bir azalma mevcutken diğer değişkenlerde gözle görülür bir artış mevcuttur. Üç haneyi bulan ÜFE artık TÜFE üzerinde daha etkin bir hal almıştır. Kurun Tablo-1’de TÜFE üzerinde belli belirsiz bir etkisi mevcutken 2018 yazından beri kontrol altına alınamaması, Tablo-2'de TÜFE’yi en çok etkileyen değişken olarak yer alması kaçınılmaz olmuştur. Emtia önceki döneme göre belirli bir önem kazanmış olsa da yapılan resmi açıklamalardaki gibi “enflasyonun en öncül etkilerinin başında gelmektedir” anlayışı doğru değildir. Kur ve ona bağlı geçişkenlik etkisi şu anda en etkili değişken olması yeni farkedilmiş olması gerekiyor ki bir süredir USDTRY<15TL sınırında gezmektedir ve buna göre “önlemler” alınmaktadır. Yaptığım yaklaşık bir öngörü modelinde sene sonu olarak USDTRY 19TL ile 21TL arası olarak hesaplamış olsam da artık global değişkenler çok hareketli olduğu için her an farklı bir olgu genel düzende sapmaya sebep olabilir, bu sebeple bu kur seviyesi de aşağı veya yukarı noktalara gidebilir. Ancak şu anda sürekli bir son dakika güncellemesi ile ilerleyen KKM (içerdiği diğer tüm risklerle beraber) bir başka yerleşik alımına direnebilir mi bilinmez. Çünkü bir sonraki raydan çıkan kur seviyesi, hem enflasyonu daha da hızlandıracak hem de yerleşiklerin dövize yönelmesini tekrar artıracak bir sarmala sebebiyet verecektir. Son olarak meşhur enflasyon-faiz sebep sonuç ilişkisinde, normalde bu iki olgu arası nedensellik çift yönlüdür yani ekonominin dinamiklerine bağlı olarak enflasyon sebep faiz sonuç olabileceği gibi faiz sebep enflasyon sonuç da olabilir. Fisher teorisinin yeniden sınanmasını yukarıdaki incelediğim dönemde yaptığımda aşağıdaki model sonucunu aldım,
Comments
Post a Comment