2023-2025 Orta Vadeli Program Değerlendirmesi
Türkiye’de yayınlanan raporların
ve projeksiyonların her geçen gün ciddiyeti ve hükmü azalmaktadır. TCMB’nin
çıkardığı bir enflasyon raporu 1-2 gün incelenip eleştirilip sonrasında rafa
kaldırılıyor. Çünkü veriler modeller, öngörüler ve açıklamalar hem
rasyonellikten uzak hem de kendi içinde çelişmektedir. Geçen hafta çıkan Orta
Vadeli Program da benzer şekilde incelendi ve rafa kaldırıldı. Programın neden
iyimserlikten de öte Pollyanna çıktısı olması üzerine yapılan birçok analiz
çoktan yapıldı. Genel olarak 2022 sonu yapılan öngörüler daha gerçekçi olsa da
ilerleyen yılların beklentileri gerçekçilikten hızla uzaklaşmaktadır. Bir üst
rejime doğal yollarla oturmayan bir büyüme yapısı için %5-%5.5 öngörülmesi,
baskılanan bir kur politikası ile derinleşen cari açık altında kur
beklentisinin 2022 için 16.62 TL, 2023 için 21.51 TL, 2024 için 24.62 TL ve
2025 için 25.76 TL seviyelerinin öngörülmesi ve tüm bunların altında 2025’te
tek haneye inecek bir enflasyon patikası çizilmesi gerçekten merak uyandırıcı
bir projeksiyon. Mevcut yapısal sorunların çözülmeden duyurulan makro ihtiyati
tedbir altındaki mikro regülasyonlar işin içinden çıkılmaz bir hal oluşturuyor.
Harcamalardaki alt kalemlerde yapılan projeksiyonlarda seçim süreci, KKM gibi
başlıkların yer verildiğini düşünmüyorum. Ortalama kur seviyesinin arttığının
kabul edildiği bir planda dahi faiz harcaması bu seviye olmayacaktır. Halen
büyüme bu kadar dalgalı ve kendi bulunduğu doğal büyüme rejimini tam olarak
kıramamışken %5-%5.5 seviyelerinin belirlenmesi mevcut ekonomiyi daha fazla
ısıtmaktan öteye gidemeyecektir. Yeni yıldan beri ÜFE bazlı reel efektif kur
artış göstermekte yani rekabetçi kur politikası da artık yürütülmüyor. Politika
yapıcılar tarafından ihracata bu kadar önem verilirken ithalat bacağının böyle
zorlanması ile hedef ve niyetin ne olduğu gerçekten kestirilemez durumdadır.
Danske Bank’ın hafta içerisinde yaptığı EM analizinde Türkiye’nin kur
seviyesinin olması gerektiği seviyeden %33 daha değerli olduğu belirtilmiş.
Yani ortada ihracat gözetiminin de olduğu soru işaretleri ile dolu kavramdır.
Asıl ilginç olan nokta benim için tabi ki enflasyon. Öngörülen oranlar 2022
için %65, 2023 için %24.9, 2024 için %13.8 ve 2025 için %9.9. Yapılan
analizlerde enflasyonun yapışkanlığına ve düşüşte oturacağı rejim göz önünde
bulundurulmadan yapıldığı kesin. Ekonometrik bir çalışmayı es geçip en basit
senaryo bazlı projeksiyon yapılsa dahi bu oranlar, tahminden çok kısa düştüğü
gözle görülebilmektedir. TCMB enflasyon raporlarında sürekli patika değişse de
ulaşacağı yer mevcut durumlardan gözetilmeden birbirine çok yakın olarak
tutulmaktadır. Bu tarz sürekli revizyonlar en nihayetinde kurumun itibarını ve
kredibilitesini ile doğrudan etkilemektedir. Yaptığım kaba bir senaryo bazlı
analizde OVP kapsamındaki enflasyon projeksiyonların ne kadar uzak düştüğü
görülebilmektedir. Aylık enflasyon oranları artık çift haneleri de bulunduğu
ortamda enflasyon gerçekten yıkıcı yerlere gelmektedir.
Comments
Post a Comment