Türkiye'nin Son Kısa Durumu-2
En sonki yazdığım OVP yazısında TCMB gibi resmi kurumların yayınlanan raporlarının ve projeksiyonlarının artık bir hükmünün kalmadığından bahsetmiştim. Geçtiğimiz hafta yapılan 4. enflasyon raporu için piyasa tarafından yapılan yorumlarda bu sefer el yükseltilmiş ve bu toplantıların yapılmasının artık bir anlamının olmadığı direk basın yolu ile servis edilmesinin daha mantıklı olacağı ifadesini gördüm. Gerçekten de eskisi kadar rağbetin olmadığı gidenlerin sorularının da cevaplanmadığı her yolun liralaşma stratejisine çıktığı bir etkinliğe dönüşmüş durumda. Açıklanan rapordaki kontrol ufku ve sonrasında enflasyonun herhangi bir yapışkanlığa uğramadan bu yeni nesil iktisadi aksiyonların tecellisi ile sorunsuz bir şekilde istenen seviyeye düşeceğinin defaatle her raporda benzer şekilde sadece yıl sonu enflasyon oranını revize edilerek eklenmesini anlamlandıramıyorum. İlerleyen yazılarda rejim analizi yaparak sayısal ve analizsel olarak bu argümanımı destekleyecek olsam da en basit olarak enflasyonun belirli bir süreden sonra baz etkisi göreceği senaryodaki analizde dahi bir süreden sonra oran belirli noktalarda tıkanmaya başlıyor. Bu tıkanma günümüz yönetim anlayışının ötesinde 2000’lerin başında oluşturulmaya başlanan ama tam oturtulmadan süratle yıkılan dinamiklerin ve kurumların yardımı ile aşılabilir. Şu anki yapıda bu durum imkansızken yakın vakitte bizi neler bekliyor peki? Öncelikle aralık sonu ocak başı gibi “insanı merkez alarak izlediğimiz iktisadi politikalar meyvesini vererek enflasyonu düşürmeye başladık” tarzında açıklamalar başlayacak. Bunun enflasyonun fiyatlar genel seviyesi olduğu algısı oluşturulduğu durumda çalışır bir argüman olduğu açık. Temel olarak fizikteki gibi fiyatlar bulunulan konum, enflasyon ise sahip olunan hız olarak değerlendirirsek hızı sadece biraz düşen ama ilerlemesi yine de devam bir konumda +∆ kadar ilerlemiş olacağız. İşte bu algının oluşmadığı durumda izlenen politikaların ve kullanılan dilin rengi değişebilir ve iktidar ekonomi hanesine bir tik atabilir. Muhalefetin üzerinde durmadığı ve halka anlatmadığı baz etkisi kavramını iktidar bu şekilde lehine kullanabilir. Peki beklenen baz etkisi Godot’u bekler gibi mi bekleriz yoksa bu etki gerçekleşir mi açıkçası şimdiden kestirmek zor. Analizsel olarak böyle bir etki görmek mümkün yıl sonu olarak %72.96’ya yakınsaması gayet olası iken şu anki enflasyon trendinin çok daha farklı yerlere gidebilme durumu mevcut. Geçen yılda da benzer şekilde bir umut vardı ancak Rusya’nın işgali enerji krizi gibi konular bu umutları yıktı. Temel olarak bu seneki bu umudu yıkabilecek belirli başlıklar mevcut, yurtdışında açıklanan makro verilere artık tepkisiz kalınan bir noktada olduğumuz için bizi etkileyecek asıl noktalar: tahıl koridorunun askıya alınması gibi buna benzer çıkabilecek gıda enerji krizini tetikleyecek kararlar, Rusya ile olan ilişkilerdeki seviyeyi koruyamayıp bir başka ambargo vb durumla karşılaşmamız, swap kanalından ve Rus zenginlerinden gelen akışın kesilmesi en temelde bizim içerideki kontrol mekanizmamızı bozacak fitili ateşleyerek çok daha farklı yerlere gitmemize neden olacak etkenlerdir. Bu maddelerin temel problem olması yöneticilerimizin deterministik düşünerek olası diğer sonuçları ve etkilerini kestirememesinden kaynaklıyor. Son olarak aşağıda enflasyonun yıl bazlı değişimini gösteren bir grafik yer almaktadır. Burada temel olarak 50 yıllık (1972-2022) fiyat endeksi baz alınarak her yılın kendi içerisinde ilgili ayın ocak ayına göre % değişimini göstermektedir. Öncelikle 2022’de yaşanan yıl içi hareketi büyük krizlerin olduğu yılların hareketlerine neredeyse yaklaşmış. Bunu ifade ediyorum çünkü ülkede adı konmamış bir kriz süreci mevcut. Hatta bu kriz internetten biraz araştırıldığında sitelerde 2018 kur krizinden başlayarak yıllar içerisinde değişim göstererek bugünlere geldiğini görebiliriz. 2022 yılını yaklaşık olarak (geçen seneki gibi herhangi bir enflasyon patlatıcı hadise gerçekleşmediği senaryosunda) kendi enflasyon tahmini patikamla tamamladım. Burada dikkat çekmek istediğim nokta 1994 krizi. Bu kriz öncesinde ülkedeki yüksek enflasyonun daha da yükseleceğine dair alarm zilleri zaten çalıyordu (konu ile ilgili detaylı yazım Yirmiye Bir Kala - Bölüm 2’de mevcut). 1994 krizi ile yaşanan çok yüksek enflasyon daha sonrasında baz etkisi ile düşmüştür. Ancak grafikte görülebileceği üzere fiyat seviyelerindeki yıl içi artış halen 1994 krizi öncesinin üzerinde seyretmektedir.
Bu baz etkisi sürecinde yukarıda da belirttiğim gibi devlet işleyişinin ve organlarının tam olarak organize edilememesi ile küresel krizlerin varlığı enflasyonu bir vakit sonra yine oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Yani bu seçim aracı olarak beklenen baz etkisi yapısal değişikliklerle birlikte gelmezse yanıltıcı bir etki oluşturarak alım gücü üzerindeki negatif etkisini sürdürmeye devam edecektir. Nisan ayındaki model çıktımda yılsonunu 22,34 TL tahmin ederken (bu seviye kurun cari denge ile olması gereken yerini ifade etmiyor, çünkü mevcut cari açıkta kurumuz değerli bir seviyede) zaman içerisinde artan regülatif önlemler ve dolar satışları ile model çıktısı şu anda 20,14 TL’ye kadar gevşedi. Gelen paralar ile rezerv dayandıkça yine çok az bir oynaklık ile yıl sonuna kadar 20’nin altında tutabilirler ancak KKM’nin bu kur seviyesinde kur getirisinin neredeyse sıfırlanması bu sistemi kullananları sistem çıkarmaya itecektir. Bu noktada ya kademeli olarak (12 aylık ortalama kur tahminine yakın bir seviyede) gevşetilecek ya da farklı regülatif adımlarla bu süreç bir şekilde idare edilmeye çalışılacak. Açıklanacak yüksek kredi paketleri, zamlar ve sosyal haklar altında kur seviyesinin kontrolü de yukarıda bahsettiğim olası riskler ile bozulmazsa, negatif etkinin algıları tekrar bozarak genele yayılmasının önündeki geçen süreyi mevcut iktidar seçime kadar satın olmış olur.
Comments
Post a Comment